İnternet'in ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemde kişilerin kimliklerini gizleyebilmelerinin kolaylığı dolayısıyla görüşlerini ortaya koymada daha özgürce hareket edebilecekleri dile getirilmiştir. İnternet'in bir özgürlük alanı olarak baş tacı edilmesinin nedenlerinden önemli birini de bu oluşturur. Günlük yaşamda söyleyemeceğiniz şeyleri söylemenin, olamayacağınız bir kişi olmanın, farklı kılıklarda, farklı kimliklerle dolaşmanın mümkün olduğu bir alan...
Ancak bu yargının pek de doğru olmadığı kısa zamanda anlaşılmıştır. Siber uzayda yapılan her hareket bir iz bıraktığı gibi, bu izleri temizlemeyi bilmeyen, ancak onları nasıl takip edeceğini bilen bir kişi tarafından izlenen ortalama kullanıcıyı tespit etmek hiç de zor değildir.
Gerçek dünyada olduğu gibi sanal dünyada da "iyi"lerin yanında "kötü"ler de bulunur ve geçen zaman içerisinde kişilerin kimliklerine ve onlara ilişkin çok çeşitli bilgilere yönelen-kimi meşru, kimi gayrimeşru gerekçelerle hareket eden-iştahlı gözler, neyi, nerede, nasıl bulacakları konusundaki bilgilerini geliştirmişlerdir. Yine geçen zaman içerisinde, İnternet'i Vahşi Batı olarak addeden ve her türlü kanunsuzluğu kendilerine hak gören "kötü"ler kendilerini gizlemenin, amaçlarını gerçekleştirmenin daha incelikli yollarını keşfetmişlerdir. İşte bu kanunsuzları, kanun önüne çıkarmak için kolları sıvamış olan devletler, nasıl yapsak da bu alanı bir intizam, düzen altına alsak diye düşünür olmuşlar, yeni yeni yöntemlerle İnternet'i kayıt altına almaya çalışmışlardır. Bu çalışmalar hem ulusal, hem uluslararası düzeyde halen hızla sürmektedir. Ancak bu noktada belki önermeyi tersine çevirmek ve bu ortamda "kötü"ler yanında "iyi"lerin de olduğunu hatırlatmak gerekir. Nitekim herkesi ve her hareketi kayıt altına alma girişimleri, "büyük birader"in gerçek dünyadan önce sanal dünyada zafer naraları atmasını sağlayabilecektir. Bunun sonucu ise oldukça vahimdir: her şeyden önce demokrasinin temel değerlerine köklü bir saldırı, düşüncelerin açıklanma özgürlüğünün yara alması ve herkesin potansiyel suçlu olarak görüldüğü bu yaklaşım dolayısıyla "suçsuzluk karinesi" gibi temel (ve Türkiye gibi kendini demokratik bir hukuk devleti olarak tanımlayan pek çok ülke açısından) anayasal bir hakkın özünün zedelenmesi...
Aşağıdaki haber, ne yazık ki, ülkemizde İnternet'i destur altına almaya çalışırken, bunun yaratabileceği sakıncaların nasıl göz ardı edildiğinin bir örneğini oluşturmaktadır:
İNTERNET'TE YENİ DÖNEM: HER TIK KAYIT ALTINA ALINACAK!
Yıldırım, Türkiye'nin bilgi toplumu alanında hızla gelişme kaydederek 2 milyar olan dünyadaki internet kullanıcı sayısının yüzde 76'sını oluşturan 20 ülke içinde 12. sırada olduğunu belirtti.
Bakan Yıldırım, şöyle konuştu: ''Türkiye'nin potansiyeli bundan daha yüksek. Hızla internet kullanımı yaygınlaşıyor. Sosyal paylaşım sitelerinde dünyada ya birinci, ya ikinciyiz. Facebook, MSN'de iki numarayız. Biraz daha faydalı işlere bunların yanında ağırlık versek daha da iyi olacak tabii. Yani 'laklak' da lazım, ama biraz daha üretime yönelik gelişmeye yönelik, yenilikçilikle ilgili çalışmalara yönelik, araştırma geliştirmeye yönelik ağırlıklı kullanmamızda fayda var. Buna paralel gitmemiz lazım.'
IPv6 GELİYOR
Yıldırım, Rixos Otel'de düzenlenen IPv6 Konferansı'nda yaptığı konuşmada, internete bağlanmak için IPv4 protokolünün yerini alacak IPv6 ile pek çok alanda değişim yaşanacağına işaret ederek, ''Bir şeye eliniz değer değmez onun izini bir daha silemeyeceksiniz. 'Ben yapmadım, etmedim' deme şansı yok. Herkes yaptığını bilecek ve sonucuna da katlanacak. Yapmasın demiyorum. Herkes istediğini yapsın, ama yanlış işler yapmasın'' dedi.
BİLİŞİMDE KAYIT DIŞI HİÇBİR ŞEY OLMAYACAK
IPv6'nın internet güvenliğiyle ilgisinin bulunmadığına ilişkin görüşleri anımsatan Bakan Yıldırım, bu sisteme geçişle birlikte internet güvenliğinin de daha etkin sağlanacağını düşündüğünü ifade etti. Bakan Yıldırım, şunları kaydetti:
''En azından bu sistem, uluslararası bir yönetime kavuşuyor, eğer yanlış bilmiyorsam. Şimdi ağırlıklı olarak ABD, doğal olarak internet orada meydana çıktığı için... Orada bir kuşku var, o kuşkuyu ortadan kaldıran uluslararası bir organizasyonun denetiminde çalışan bir yapıya dönüşüyor, bana verilen bilgilere göre. Bu yönüyle bir anlamda emniyet tarafının da dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Bir de elektriği olan her türlü cihaza tabiri caizse kimlik verebileceğiz. Dolayısıyla bilişimde kayıt dışı hiçbir şey olmayacak.''
SEYŞEL ADALARI'NDA SİTE AÇIP ORTADAN KAYBOLMA BİTECEK
İnternetin yaşamın her alanına büyük kolaylıklar getirdiğinin altını çizen Yıldırım, ''Ama kötü amaçlı kullanımlar da maalesef oluyor. Bunlar için tedbir almamız lazım. İşte bu kayıt olayı geliştikçe bu tedbirleri daha kolay alacağız. Bunun en güzel tarafı bu sisteme geçtiğimiz zaman uluslararası işbirliği daha kolay hale gelecek. Siber suçlarla mücadele daha da kolaylaşacak'' dedi.
İnternet suçlarında uygulanacak hukuk sisteminin de tartışıldığını anlatan Yıldırım, bu alanda bilinen tek geçerli metnin de Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı Siber Suçlar Sözleşmesi olduğunu belirterek, Türkiye'nin de bu sözleşmeye 47. ülke olarak taraf olduğunu anımsattı. Metnin parlamentonun onayından geçirilmesinden sonra internet suçlarının takibinde de ilerleme olacağını kaydeden Yıldırım, ''Seyşel Adaları'nda bir site açıp Türkiye'de birine çakıp ortadan kaybolma işi olmayacak. Bunun da böylece tedbirini almış oluyoruz'' dedi. (AA) Kaynak: Radikal, 12.10.2011

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder