Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) 13 Mayıs 2014 tarihinde verdiği Google kararı kolaylıkla İnternet dünyası için bir dönüm noktası sayılabilir. Kararın verildiği günden bugüne geçen yedi ay boyunca bilişim hukuku ile ilgilenenler ve daha pek çoklarının gündeminden hiç düşmemesi de bu durumu kanıtlar niteliktedir. Hatırlatmak gerekirse, bu karar ile ABAD veri öznelerine-belirli koşullar altında-arama motorları sonuçlarından bazı bağlantıların çıkarılmasını isteme imkanı tanımıştı. Karar büyük bir yankı uyandırmış, kısa sürede Google’a konuya ilişkin başvuruların adeta yağmur gibi yapmasına neden olmuştur. Şirketin Şeffaflık Raporu uyarınca toplam başvuru sayısı 174,226'dır. Google'ın incelediği URL sayısı ise 602,479'dır.
Adalet Divanının kararının farklı kesimlerden farklı tepkiler aldığı söylenebilir. Kimileri bu kararı “unutulma hakkı”nı yaşama geçiren bir gelişme olarak alkışlarken, başkaları arama motorlarının eline-kötüye kullanımlara da müsait-bir sopa vermesi dolayısıyla hararetle eleştirmiştir.
Bu tartışmalar bir yana, sürecin nasıl işleyeceğine ilişkin karar alma zorunluluğu bulunmaktadır. Mayıs ayından bugüne zamanın bu açıdan da hummalı çalışmalarla geçtiği söylenebilir. Bu konudaki en yeni gelişme Avrupa veri koruma sisteminde görüşleri son derece önemli olan 29. Madde Veri Koruma Grubunun konuya ilişkin yorumudur. Nitekim AB üyesi devletlerin veri koruma otoritelerinin oluşturduğu 29. Madde Veri Koruma Grubu 26 Kasım 2014 tarihinde Google kararının nasıl uygulanacağına ilişkin bir görüş yayınlamıştır. Bu görüş temel olarak kararın yorumuna ve veri koruma otoritelerinin şikayetleri değerlendirirken yararlanacakları ortak kriterleri belirlemeye odaklanan bir rehber niteliğindedir.
Rehberde dikkat çeken bir kaç husus şöyle sıralanabilir:
- 29. Madde Veri Koruma Grubu, ABAD kararının dayanağı olan 95/46/AT sayılı yönergenin bu konuda uygulanmasının uygun olduğunu teyit ediyor. Nitekim arama motoru reklamcılık alanı dolayısıyla üye devletlerde faaliyet göstermektedir.
- Karar yalnızca kişinin adı temelli yapılan aramalarda elde edilen sonuçlara ilişkindir. Bu nedenle karar uyarınca bağlantıların silinmesi gerekmemekte; kaynak bilgiye başka arama kriterleri ile ya da kaynağa doğrudan erişim ile ulaşmak mümkün olmaya devam etmektedir.
- Veri öznelerine haklarının tam ve etkili bir şekilde tanınması için arama sonuçlarından çıkarma işlemlerinin kararda işaret edilen hususlar dikkate alarak uygulanması gerekir. AB hukukundan kaçınmak olanaklı değildir. Uygulamayı sınrılandıracak yeni yöntemler ile etkili koruma zayıflatılmamalıdır. Örneğin arama sonuçlarından çıkarmayı AB çıkışlı alan adları ile sınırlamak ve örneğin “.com" uzantılı sitelere uygulamamak yeterli ve etkili bir koruma olarak görülemez.
- Veri koruma otoriteleri AB ile açıkça bağlantılı kişilerin (vatandaş ya da mukim) iddialarına yoğunlaşacaktır.
- Arama motorlarının ağ yöneticilerini bu konuda bilgilendirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Ayrıca Veri koruma otoritelerine karar alma süreçlerinde yardımcı olacak esnek araçlar, temel kriterler belirlemiştir. Bu kriterlerin hiçbiri tek başına kararı belirleyici nitelikte olmadığı gibi, her somut olayda ABAD içtihadı ve bilgiye ulaşmadan kaynaklı kamusal yarar mutlaka dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda 29. Madde Veri Koruma Grubu kriterlerini temelde şu sorulara verilecek yanıtlar ekseninde geliştirmiştir:
- Arama sonucu bir gerçek kişiye mi ilişkin ve bu sonuca veri sujesinin adının aranması ile mi ulaşılıyor;
- Veri sujesi kamusal figür mü;
- Veri sujesi çocuk mu;
- Veri doğru, ilgili ve ölçüsüz olmama kriterlerine uygun mu;
- Hassas veri kategorisinde mi; veri işleme veri öznesine ilişkin bir önyargının oluşmasına neden oluyor mu;
- Arama sonucu veri sujesini bir risk altına sokuyor mu;
- Veri güncel mi?
- Bilginin yayınlanma bağlamı nedir?
- Gazetecilik faaliyeti kapsamında mı yayınlanmış?
- Yayıncının kişisel verileri kamunun erişebileceği şekilde yayınlama hukuksal yükümlülüğü bulunmakta mı?
- Veri bir suç ile mi?
29. Madde Veri Koruma Grubunun görüşü haberlere benzer başlıklarla yansıdı. Dikkat çekilen husus, Avrupa'nın Google üzerindeki baskısını arttırdığı oldu. Bunun nedeni ise Görüş'te arama sonuçları listesinden çıkarmanın yalnızca AB çıkışlı alan adları ile sınırlandırılamayacağının belirtilmesiydi.








